Aslında bende idamın olması gerektiğini düşünenlerdenim lakin biraz düşününce idam hak eden kişi için fazlasıyla kolay bir çözüm yolu hatta bir ödül.İşkence de çözüm değil tabi fakat sadece hapis cezası olmamalı öyle cezalar verilmeliki hem kişi binlerce kez pişman olmalı.Şöyleki cezalar bence daha ziyade psikolojik olmalı kişiyi delirtecek kadar ağır travmalara sokacak türden ve akıl sağlığını yitirdikden sonra bu suçluları cam kafesler içersinde insanlara sergileyecekler bence böyle bir yöntem daha caydırıcı olur.
Olması gerekiyorsa dahi bu ülkede kesinlikle olmaz.Çünkü masum insanlar hapislerde çürürken geri dönüşü olmayan bir yola giriyorsun.Önce adaletin güvenilir olması gerekli.
Bence doğrudur ve gereklidir. İşlenen bazı suçlara göre yetersiz bile kalabilir. Fakat siyasi bir amaç güderek kullanılması sıkıntı verebilir. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde azınlık bir kitle olacağı için bu ceza eğer siyasi bir şekilde azınlığı bastırılması için kullanılırsa sıkıntı oluşturur.
Şuan en modern yönetim sistemine uygun değildir bu ceza o yüzden. Fakat doğru olan budur.
Gandalf baba ne dediyse o doğrudur. Birisini öldürebilirsin ancak onu geri hayata döndüremezsin. Eğer suçsuz yere bir hayat alırsan katil olursun. Bizim ülkemizde uygulanan idam cezalarına bir bakın. Çocuk asmış bir ülkeyiz biz. Tekrardan çocuk tacizcisi olsun hayvan tecavüzcüsü olsun idam edilmesin , cezası neyse çeksin. Ya iftira atılıyorsa ? Ya yönetimdeki kişilerin tetikçiliği için kullanılırsa tekrar ? Çocuk kavramı da önemli burada. 18 yaş her zaman doğru bir ölçüt mü oldu .Ya çocuklar birini idam ettirmek için kullanılırsa ? falan filan. Konuşmadan düşünme gerektiren konular bunlar. Çağ dışı kalmış yöntemler. Bir kişinin serbestlik haklarını elinden alıp 4 duvara hapsetmek bile gayet ağır bir ceza. Hafif kalan cezalar yükseltilsin doğru bir şekilde topluma katkı sağlayacak kişiler haline getirilsin diye tartışmamız gerekirken bunları tartışmayalım bence.
Güzel, faydalı konu Smoker eline sağlık. Ben çok ciddi bi şekilde sınırlarının çekilmesi şartıyla ölüm cezasının olması gerektiğini düşünüyorum.
İlk sınır işkence; işkence olmayan bir yöntem olmalı. Zaten günümüzde uluslararası hukuk gereği işkence yasak. ABD'deki yöntem fena değilmiş.
İkincisi; kesinlikle siyasal suçlara alet olmamalı.
Üçüncüsü; sınırlı sayı ilkesi(numerus clausus) gereği uygulanacak suçlar sayılı ve belirli olmalı, bunlardan başka suçlarda da uygulanmamalıdır.
Recm konusu çok eskidi ve kirlendi ama bildiğim birkaç şeyi söyleyeyim. Bu cezanın uygulanabilmesi için öyle şahit şartları falan var ki neredeyse imkansız yani uygulanması normalde. İsteyen ayrıntılı olarak bulup okuyabilir %100 net hatırlamıyorum zaten. Şöyle söyleyeyim; afedersiniz ortalıkta bu fiili işlemediğiniz sürece uygulanması neredeyse imkansız. Ha bir durum var ki zaten sadece o durumlarda bir elin parmağını geçmeyecek kadar uygulaması var İslam'ın ilk asrında: Fiili işleyenler kendini suçlu hissedip itirafta bulunabilir ve cezanın tatbikini kendileri isterler.
Hz. Peygamber devrindeki örnekte de böyle bir şey yaşanıp zina edenler gelip itirafta bulunup cezanın tatbikini istemiş ayrı ayrı. Hz. Peygamber her defasında geri reddetmiştir onları yani cezayı uygulamaya yanaşmamıştır. 3. gelişlerinde ise artık mecbur kalıp istemeyerek cezanın tatbikine yani recme onay vermiştir. Ancak kendisi dayanamayacağı için olay yerine gitmemiştir. Taşlama sırasında zina eden şahıs bir an vazgeçmeye yönelmiş ama kalabalık dinlememiş ve öldürülmüş; Hz. Peygamber bunu duyunca çok üzülmüş ve "Bana haber vermeli değil miydiniz?" demiştir.
Burada suçu itiraf ile ceza tatbiki istenmesindeki amaç günahından bu şekilde kurtulabilme ümidi; anlam veremeyen olursa diye dedim.
Olayda dikkat edilecek şeyse recm uygulamaya mümkün olduğunca yanaşmamak. Fiili aleni işlemediği ve kendileri istemediği sürece recm uygulanmaz. Tabi bu dinin saf halinde. Şu an saf İslam ile yönetilen ülke de yok, bu uygulamayı doğru bir şekilde yapan da. "Soraya'yı Taşlamak" filmini bilen bilir.
Ne demişim bakayım dedim de, artık bu gibi prensiplere insanların uyabileceğine dair bi inancım olmadığı için ölüm cezasına genel olarak karşıyım.
Ayrıca cezalandırmayla alakalı tek popüler konu hep idam olur. Asıl konuşulması gereken ıslah ve o kişinin topluma geri kazandırılması ne hikmetse pek ilgi çekmez(!) Cezaların caydırıcılığı kadar önemli bir konudur, sonuçta ciddi bir insan kaynağı da söz konusu, bunları alıp çöpe atmak akıl karı değil. Günümüzde rastlanılan kamu hizmeti cezası vs. bu konudaki olabilecek en ilkel çözümlerden olabilir belki de. İleride daha gelişmiş uygulamalar ve çözümler görürüz diye düşünüyorum. Bu insanları böyle kamu hizmetinde veya basitçe amelelikte kullanabilirsin ama bunları rehabilite edip bir yandan zorunlu eğitime tabi tutup cezalarının bitmesinden sonra topluma sağlıklı bir şekilde entegre olmalarını sağlamak çok daha değerli olsa gerek.
Ha ama bunları yapamayacağın bazı suçlar olabilir işte, toplumu infiale uğratan canilikte fiiller. Bunlarla ilgili, alıntıladığım yorumumdaki gibi katı hukuki prensipler olması halinde ölüm cezası yanlısıyım denebilir hala. Ama bu ülkede hayatta böyle bir şeyi desteklemem. Adalet anlayışı, hukuk kültürü yetersiz ve bir o kadar ahlaksız bizimki gibi toplumlarda getirisi bir olsa götürüsü on olur bunun. Gücü elde eden siyasetçinin biri "hain" kelimesini sakız eder ağzına, sonra halk da yine sazan gibi atlar, elinde meşaleler linç için hazır ola geçer. Adalet değil linç aracı olur bu ülkede anca.