Korsanfan.Com - One Piece Türkiye
Korsanfan.Com - One Piece Türkiye
Neler yeni

Sevdiğiniz Şiirler

VASİYET
Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu'da bi köy mezarlığına gömün beni,

Hasan beyin vurdurduğu
ırgat Osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörle türküler geçsin alt başından mezarlığın
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar ortamalı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
Ama bu türküleri söylemişim ben,
daha onlar düzülmeden
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Komşulara gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman,
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
öylece gibi de görünüyor
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani.

Nazım Hikmet RAN
 
Söz Ola Kese Savaşı

Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz

Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı
Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz

Kelecilerin pişirgil yaramazını şeşirgil
Sözün us ile düşürgil dimegil çağ ede bir söz

Gel ahî ey şehriyâri sözümüzü dinle bâri
Hezâr gevher ü dinârı kara taprağ ede bir söz

Kişi bile söz demini demeye sözün kemini
Bu cihân cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz

Yürü yürü yolun ile gâfil olma bilin ile
Key sakın ki dilin ile cânına dağ ede bir söz

Yûnus imdi söz yatından söyle sözü gayetinden
Key sakın o şeh katından seni ırağ ede bir söz

Yunus Emre
 
Sen gittin gideli
Kaldım sensiz ve sessiz
Ömrümün orta yerinde
Gamsız ve kedersiz

Gekeceksen eğer
Gel sessiz ve kimsesiz
Gelmeyeceksen bırak beni
Gamsız ve dertsiz.
5 dakika önce yazdım.
 
Çok uzatma ayağını
Açıkta kalır üşürsün
Temiz kullan boyağını
Sahte boyalar taşırsın

Olmayasın karaktersiz
Çok konuşun yerli yersiz
Adın doğru kendin hırsız
Karanlıkta dolaşırsın

Söyle kime oldun aşık
Gittiğin yollar dolaşık
Yemek yersin kab bulaşık
Hanım sana ne pişirsin

Ağlayanı gülenleri
Gözyaşların silenleri
Topladığın yalanları
Dostum ile bölüşürsün

Veysel eli nideceksin
Herkes ettiğini çeksin
Önüne bak düşeceksin
Doğru gitsen ulaşırsın

Aşık Veysel Şatıroğlu
 
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

Ahmet Hamdi Tanpınar yahut İbrahim Sadri şiiri. Neden böyle derseniz edebi ortam tartışmalı kime ait olduğunu.
 
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

Ahmet Hamdi Tanpınar yahut İbrahim Sadri şiiri. Neden böyle derseniz edebi ortam tartışmalı kime ait olduğunu.
 
Gitme o güzel geceye usulca
İhtiyarlık yanmalı ve saçmalamalı gün kapandığında;
Öfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında.

Akıllı adamlar, bilmelerine rağmen karanlığa gömüleceklerini sonlarında,
Sözleri şimşek çaktırmamış olduğu içindir ki onlar
Gitmezler o güzel geceye usulca.

İyi insanlar, son defa ellerini sallarlar, öylesine ateşli bağırarak.
Faydasız işleri, yeşil bir koyda dans ediyor olabilir ama onlar da,
Öfkelenirler, öfkelenirler ışığın ölümünün karşısında.

Güneşi uçarken yakalamış olan vahşi insanlar,
Ve öğrenen çok geç yas tuttuklarını onun yolunda,
Gitmezler o güzel geceye usulca.

Kör gözlerin göktaşı gibi alevlenip ve şenlenmesini
Kör eden bir görme gücüyle gören ağır hasta adamlar da
Öfkelenirler, öfkelenirler ışığın ölümünün karşısında.

Ve sen, benim babam hüzünlü tepede orada
Yalvarırım, lanetle ve kutsa beni şimdi acımasız göz yaşlarınla.
Ama gitme o güzel geceye usulca.
Öfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında.

Dylan Thomas
 
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

Ahmet Hamdi Tanpınar yahut İbrahim Sadri şiiri. Neden böyle derseniz edebi ortam tartışmalı kime ait olduğunu.
Lise sondayız. Sevdiğim bir müdür yardımcısı beni biraz azarlamıştı bir konuda -uzun hikaye orayı geçiyorum- ve Cuma son saatler onun edebiyat dersi vardı. Ödev vermişti ve ben her zamanki gibi ödevi yapmamıştım. Üzerine bir de ödevden üstüme gelmesin diye son dakika arkadaşımdan alıp tam bir paragraf okudum ki hoca geldi. Ben de o bir iki kişiye sorup cevap alamayınca tam gözlerini diktiği anda bildiğim kadarını söz almadan söyledim. Sonra tam sonuna geldiğimde başka bir arkadaş atladı onu da hallettik ama dersin sonunda soyadımla seslenerek “la sen niye bir Necip Fazıl, Nazım Hikmet falan ezberleyip gelmiyorsun” dedi. Sonradan sürpriz olsun diye pek ilgilenmedim dedim ve haftasonu biri bu şiir olmak üzere üç şiir ezberleyip gelmiştim. Tevafuk o gün bir arkadaş da bağlama getirmiş. Bana dedi bağlama eşliğinde okuyacaksın ve sevdiğim kız da iki adım önümde olacak şekilde bir yere sınıfa karşı oturttu beni. Ben de başımı öne eğip başladım bağlama eşliğinde okumaya. Nasıl kaptırdıysam o an başımı kaldırdığımda tüm sınıf kafaları gömmüş aradan bir Selanik göçmeni arkadaşımız “katil misin lan sen?” diye bağırmıştı. Neyse işte yeri başkadır bunun bende.
Sonra ÖSS başvuruları sırasında bana bakıp sözlüne yüz verdim lan deyip affetmişti beni :D
 
Son düzenleme:
Lise sondayız. Sevdiğim bir müdür yardımcısı beni biraz azarlamıştı bir konuda -uzun hikaye orayı geçiyorum- ve Cuma son saatler onun edebiyat dersi vardı. Ödev vermişti ve ben her zamanki gibi ödevi yapmamıştım. Üzerine bir de ödevden üstüme gelmesin diye son dakika arkadaşımdan alıp tam bir paragraf okudum ki hoca geldi. Ben de o bir iki kişiye sorup cevap alamayınca tam gözlerini diktiği anda bildiğim kadarını söz almadan söyledim. Sonra tam sonuna geldiğimde başka bir arkadaş atladı onu da hallettik ama dersin sonunda soyadımla seslenerek “la sen niye bir Necip Fazıl, Nazım Hikmet falan ezberleyip gelmiyorsun” dedi. Sonradan sürpriz olsun diye pek ilgilenmedim dedim ve haftasonu biri bu şiir olmak üzere üç şiir ezberleyip gelmiştim. Tevafuk o gün bir arkadaş da bağlama getirmiş. Bana dedi bağlama eşliğinde okuyacaksın ve sevdiğim kız da iki adım önümde olacak şekilde bir yere sınıfa karşı oturttu beni. Ben de başımı öne eğip başladım bağlama eşliğinde okumaya. Nasıl kaptırdıysam o an başımı kaldırdığımda tüm sınıf kafaları gömmüş aradan bir Selanik göçmeni arkadaşımız “katil misin lan sen?” diye bağırmıştı. Neyse işte yeri başkadır bunun bende.
Lütfü'nün tüm maceralarından daha hoşmuş bu :sapkali:
 

Bu Konuya Bakmış Kullanıcılar (Üye: 0, Ziyaretçi: 1)

Korsanfan.com Her Hakkı Saklıdır. 2008-2023.
Tasarım Korsanfan V.6.0
Yukarı Çık