Öncelikle filmin sonunu izlemedim. Son 35 dakika kala falan kapattım. Ama bunda internetimin aşırı yavaş olmasının da etkisi var yani. Zaten oraya kadar olan kısmını anca üç saatte izlemiştim.
Şu Ekşi'de bu film ile ilgili yazılan en beğenilen entry'nin son kısmı. Başlarda da, başka konulara değinmiş, onlar ile pek işim yok zaten. Neyse, filmi beğenen çoğu kişi, şuna benzer bir mantıkla beğendiği için yorumumu şu yoruma cevap vererek yazacağım.
Kısaca yazacak olursam, evet bunları becerebilmiş olsa, ben de severdim. Hatta ne kadar becerebildiğine bağlı olarak, bu film bir başyapıt bile olabilirdi.
Ama bu kadar kolay değil. Çektiğin filmin, benim 12 yıl boyunca kendi hayatımı çektiğim filmden bir farkı olması için, ciddi manada yetenek olması lazım. Göze batmayacak, sırf ufak dokunuş yapmak için yapılmış olmayan ufak dokunuşlar yapmak lazım. Ufak dokunuş dediysem, siyasetin, popüler kitapların da zamanla değişmesi kadar basit bir ufak dokunuş da değil. Gördüğün/farkettiğin zaman seni düşündürecek, sana bir şeyleri sorgulatacak, sana bir şeyler katacak ufak dokunuşlar olması lazım.
Günümüzde bu şeyleri beceremeyip, kendini sanat filmi veya o tarz bir film olarak göstermeye çalışan filmler çok arttı. Ve daha da kötüsü, bazı film izleyicileri, ben bu filmi beğenmiş gözükmek zorundayım, beğenmezsem bana cahil derler, filmden anlamıyor derler korkusu ile kendilerini izledikleri her bu tarz filmi beğenmek zorunda hissediyorlar.
Biraz konuya, olayların akışına falan gelirsem, öncelikle bu kadar klişe
çok fazla.
Tamam, hayatını çok neşeli geçirmeyen, normal bir aileyi anlatıyorsun, ona diyeceğim yok. Ama ailenin kendine has bir derinliği, özgünlüğü falan olsun değil mi? Hani başka bir konuyu işliyor olsan ve arka planda bu aile olsa lafım olmayacak, ama senin odağın burası ve sen bunu beceremiyorsun. Karşımızda ikinci sınıf Amerikan filmlerinden çıkmış, gerçek hayatta mümkün olamayacak kadar klişe bir aile tablosu var.
Örneğin esas çocuğun ergenliğindeki arkadaşları falan o kadar yapmacık ve klişe idi ki, izlerken ben utandım. Ergenlik demişken, karakterin psikolojilerindeki geçişleri de iyi işlenmemiş filmde. Ergenliğinde o kadar leş bir ortamda takılan bir çocuktan, sanat yapmak isteyen birinin çıkması için, hayatında çok önemli değişiklikler falan olması lazım. Birinin/bir şeyin kendisini derinden etkilemesi lazım. Eğer bunlar olmazsa, o kişiden öyle biri de çıkmaz. Sadece o da değil, o kadar sakin, zor bir çocukluk geçirmiş birinden o ergen de çıkmaz.
Filmdeki anne de arka planda, üst üste bu kadar yanlış seçimler yapacak biri olarak gösterilmez iken, komedi filmlerinden fırlamış, sürekli koca değiştiren, iq'su tek haneli kadınlar gibi işlenmiş. Samantha keza aynı, çok zeki vs. olarak gösterilip, ardından nedensiz bir şekilde aptal bir ergen kıza dönüşüyor. Samantha demişken, bunu canlandıran kızın ds oyunculuğu çok yerde gözümü kanattı, belirtmeden geçemeyeceğim.
Şu 12 yıl olayı için, filme bir saygım var. Ama o kadar.