Korsanfan.Com - One Piece Türkiye
Korsanfan.Com - One Piece Türkiye
Neler yeni

Berserk'in Sonunda Neler Olacak? Idea of Evil ve Sea God Arasındaki Paralellik Nedir?

IoE'in tanımına geçmeden önce Sea God olayıyla alakalı önemli bir şey söylemek lazım ki bu, yazının ilerleyen kısımlarında çok önemli olacak: Guts'ın Sea God'ı yenme biçimi, IoE ile nihai hesaplaşmaya dair anlatısal bir prova olarak okunabilir. Sea God, IoE ile güçlü tematik paralellikler taşır: etrafında korku, tabu ve kolektif dehşet üzerine kurulu bir ekosistem yaratır; yarattığı canavarlar ise Havariler gibi insanlığın bastırılmış karanlığı ve yozlaşmasıyla rezonans kurar. Ancak ontolojik bir fark var: Sea God fiziksel, bedenli ve yok edilebilir bir varlıktır; IoE ise astral/idea düzeyinde, kolektif bilinçdışında konumlanır. Bu paralellik bu yüzden "birebir model" değil, Miura'nın finale doğru yükselttiği bir tematik merdivenin basamağı olarak değerlendirilmelidir.

Berserk evrenindeki “Tanrı”, insanlığın kolektif karanlığı, acısı ve anlam arayışından doğmuş metafizik bir varlıktır. Ancak ortaya çıktıktan sonra yalnızca bir fikir olarak kalmaz; nedenselliği etkileyebilen gerçek bir ontolojik güç hâline gelir. Griffith, IoE’nin “seçilmişi” olarak insanlığın kolektif arzularını ve teslimiyetini temsil eder. Guts ise bu sistem içinde insan iradesini ve mücadeleyi en uç noktada temsil eden karakterdir. O, nedenselliğin tamamen dışında değildir; ancak akışa sürekli sürtünme yaratan anomalik bir figür olarak tasvir edilir. Berserk’in hümanist omurgası da tam burada ortaya çıkar: İnsan, metafizik sistemler tarafından yönlendirilmeye çalışılsa bile hâlâ direnme kapasitesine sahiptir. Buradaki temel fikir, insanlığın kendi korkuları, arzuları ve anlam ihtiyacından doğan sistemlere mutlak şekilde teslim olduğunda hem kişiselliğini hem de insanlığını kaybetmeye başlamasıdır.

Mangadaki pek çok insan, kendi hırsları ve arzuları uğruna kişiselliğini giderek kaybeder. 83. Bölümdeki bu varlık kendisini “Idea of Evil” olarak tanımlar; insanlığın acıya, ölüme ve anlamsızlığa anlam yükleme ihtiyacından doğmuş bir varlık olarak ortaya çıkar. Yani kökeni insanlığa dayanır, ancak doğduktan sonra insanlığın üzerinde etkide bulunan gerçek bir metafizik güce dönüşür. Bu açıdan bakıldığında Guts, insan iradesinin ve direncinin sembolü olarak konumlanırken Griffith ise insanlığın kolektif arzularının ve güç tutkusunun vücut bulmuş hâline dönüşür. Bu nedenle seri boyunca toplum, Griffith gibi figürlere yönelirken Guts sürekli dışlanan ve korkulan bir figür hâline gelir.

Bu doğurgan kadınların esir tutulmasının nedenini biliyoruz zaten. Ganishka kara büyü ile bu kadınları kendi askerlerine hamile bıraktırıp, sonrasında da (havarileri bir araya getirerek) kendi inşa ettiği yapay beherit’e sokup Abyss’ten gelen evil power’ın fetüsleri yozlaştırıp dönüştürmesi yoluyla daha güçlü iblis askerler elde etmek için bu kadınları kullanıyor. Tüm süreç, causalitenin büyük akışı içinde ilerleyen bir dönüşüm zinciri gibi sunulur. O yapay beherite kendisi de girmişti; Griffith’in temsil ettiği abyssal gücün karşısında kendi yetersizliğiyle yüzleşince kendi güçsüzlüğü ile yüzleşip, daha güçlü olmaya karar verdiği için. Yapay beherite girer girmez etrafındaki canlıların eti, kanı, kemiği, ruhunu emip (Tutulma Ayinindeki Griffith gibi) dönüşüm geçiriyor şu an. Bu kıyafetler de bir anda buharlaşan Kushan askerlerinin kıyafetleri ve etrafta hiç muhafız da kalmadı, çünkü hepsi buharlaştı zaten. Resmen ‘kader’…

Griffith’in kurmak istediği imparatorluğun kulları kurtuldu. Önemli bir olay çünkü kendisini şakşaklayacak birileri olmadan kimse kral olamaz. Başka bir deyişle Griffith, önemli biri olabilmek için insanlara muhtaç. İmparator Ganishka da öyle, ama korkusundan doğan kibri ve daha güçlü olma arzusu ile kendini (yapay beherit yoluyla) cehenneme atması sonucunda bizzat cehennemin kendisine dönüşmek üzere resmen, ya da cehennemin kapılarına. O kapıyı açacak anahtar ise önemli biri tarafından çoktan dövüldü bile.

Sea God Arc'ının Önemi?​

Ben bu "Sea God" arcının boşuna yazıldığını düşünmüyorum zaten Miura’nın yazımında bu ölçekte “boş” arc’lar pek yoktur. Sea God’ın kesin kökeni bilinmese de, Schierke’nin sözleri onun insanlık tarafından unutulmuş antik astral tanrılardan biri olduğuna işaret eder. Denizkızları ile savaşıp kazanmış, ayrıca "kalbinin" görüntüsü çok tanıdık geliyor; IoE'nin tasvirine görsel olarak benziyor. Guts’ın Sea God’ın kalbine ulaşabilmek için sayısız iğrenç varlığın içinden geçmek zorunda kalması, Abyssal sistemin merkezine ulaşmanın ne kadar imkânsız göründüğünü sembolik olarak yansıtır.

Sea God’ın kişileri kendi bedenine asimile eden kolektif-organik yapısı, havariler ve abyssal dönüşüm temalarıyla belirgin bir rezonans taşır. Aynı şekilde merrow’lar da astral dünyayla uyumlu ruhani varlıklar olarak anlatılır.

Burada doğal olarak şu soru ortaya çıkar: İnsan kökenli olsa bile böylesine aşkın bir varlığa gerçekten karşı koyulabilir mi?

Ancak Berserk’in metafiziğinde bu yapı tamamen insanlığın kolektif karanlığından bağımsız değildir. Ne var ki burada ontolojik bir sınır var: Sea God fiziksel, bedenli ve yok edilebilir bir varlıktı. IoE ise tanım gereği astral/idea düzeyinde, kolektif bilinçdışında konumlanır. Sea God'ın fiziksel kalbine kılçık saplamakla İdea Dünyası'ndaki bir varlığa zarar vermek aynı ontolojik düzlemde değildir. Dolayısıyla bu paralellik, bir savaş taktiğinin birebir tekrarı olarak değil, Guts'ın "imkansız" görünen varlıklara karşı bile bir yol bulabileceğine dair tematik bir işaret olarak okunmalıdır. Guts'ın dediği gibi: "Küçük bir 'kılçık' bile bir 'kalbe' saplandığında sorun yaratır."

Bu söz, IoE bağlamında fiziksel bir strateji değil, insan iradesinin kozmik ölçekte bile bir direnç noktası oluşturabileceğine dair bir tematik ipucudur ki bu, serinin hümanist omurgasıyla tamamen tutarlıdır. Bu çerçevede Guts, insan iradesini ve mücadeleyi temsil ederken IoE ise insanlığı yönlendiren metafizik causalite sisteminin merkezi hâline gelir. Bu çerçevede Griffith, Guts’ın nihai çatışmasının son noktası değil; daha büyük bir nedensellik yapısının en görünür temsilcisi hâline gelir. Bu açıdan Griffith, daha büyük bir metafizik sistemin iradesini taşıyan bir araç hâline gelir.

Final Foreshadowing Hakkında Seride Gösterilen Kadarıyla En Sağlam Teori​

Öncelikle şunu açıklamamız lazım: Guts’ın ana düşmanları aslında doğrudan God Hand’tir. Griffith’e (Femto’ya) duyduğu nefret, bir noktada God Hand’in tamamına yönelir. Çünkü Band of the Hawk’ın katledilmesine yol açan, Caska’nın yaşadıklarının sebebi olan sistem God Hand tarafından kurulmuştur. Sea God arc’ındaki yaratıklar ve havariler, God Hand’in yönlendirdiği causalite düzeninin ve abyssal dönüşüm mekanizmasının ürünleri olarak görülebilir. Eğer hikâye gerçekten IoE’ye doğru ilerliyorsa, God Hand ile yaşanacak nihai hesaplaşma bunun kaçınılmaz bir parçası hâline gelecektir. Çünkü God Hand, IoE'nin en büyük savunma hattıdır ve dünyadaki kötülüğün organize edicisi ve dağıtıcısıdır.

Ayrıca, elbette Berserk’in merkezinde sadece intikam yok, aynı zamanda “insan kalabilme” mücadelesi var. Guts, Griffith’ten intikamını alsa bile asıl önemli olan, Caska’yı ve insanlığını kurtarabilmesidir. Finalde Guts’ın vereceği karar, insan iradesinin causalitenin baskısına karşı ne ölçüde direnebileceğini belirleyen temel unsur olabilir ki bu finale dair yaşanabilecek yüzlerce senaryodan sadece biridir. Eğer final gerçekten IoE ile yüzleşmeye evrilirse, bunun anlamı insanlığın kendi korkuları ve arzularıyla yarattığı metafizik zincirlerle hesaplaşması olacaktır. Bu, Griffith’in kurmaya çalıştığı sahte cennetin yıkılması demektir. Final, fiziksel anlamda bir “Tanrı öldürme” senaryosundan ziyade, insanlığı nedenselliğin metafizik baskısından kurtaracak bir kırılma anı etrafında şekillenebilir.

Bu nedenle Guts’ın rolü, bir mesih figüründen ziyade insan direncinin sınırlarını temsil eden trajik bir mücadele figürü olarak okunabilir.

Ayrıca Moonlight Boy’un varlığı, Griffith’in dönüşümünün tamamen kusursuz olmadığını düşündüren en önemli anomalilerden biridir. Griffith’in içinde hâlâ insanlığa ait bir bağın kalmış olması ihtimali, finalde nedensellik sisteminin içeriden kırılmasına yol açabilecek temel çatlaklardan biri olabilir.

Ayrıca Dragonslayer’ın yıllar boyunca sayısız astral varlığı öldüre öldüre fiziksel bir silahtan daha fazlasına dönüşmesi de kritik bir detaydır. Skull Knight’ın belirttiği gibi kılıç artık astral katmanlara etki edebilen bir yapıya ulaşmıştır. Bu durum, Guts’ın gelecekte yalnızca fiziksel değil, metafizik düzlemde de çatışmalara dahil olabileceğine dair önemli bir foreshadowing olabilir.


Bu noktada bir açık soru kalır: IoE, astral/idea düzeyinde bir varlık olarak, fiziksel bir mücadeleye nasıl çekilebilir? Sea God arc'ı bunun cevabını vermez; yalnızca Guts'ın "imkansız" varlıklara karşı direniş kapasitesini gösterir. Finalde IoE'nin nasıl bir form alacağı, Miura'nın bıraktığı en büyük açık sorulardan biridir


Not: Miura, boşuna 8 yılı gemide harcamadı da diyebiliriz. Hatta vefatının ardından yaptığı en iyi şey bu mini arc olmuş bence.

Berserk hakkında diğer yazılara buradan ulaşabilirsiniz:
Berserk'in Anatomisi - Genel Tanımlar: https://www.korsanfan.com/konu/berserkin-anatomisi.12241/#post-3047981
Berserk'in Sanat Anlayışı: https://www.korsanfan.com/konu/berserkin-sanat-anlayisi.12185/
Beherit'in Önemi ve Kökeni: https://www.korsanfan.com/konu/beheritin-koekeni-ve-tanimi.12242/#post-3047982
 
Son düzenleme:
Beserk'e ilk başladığım yıllardan beri hep bi tutkuyla bağlandım serideki o karamsarlık ve mutlak çaresizlik içinde verilen acı dolu mücadeler, zafer denilen olguların bile hep bir hüsran ve acı ile perdeli olması heycanımı diri tuttu. Eskiden berserkte görece iyi bir son olacağını düşünürdüm fakat artık son yıllarda seride olan olaylardan bağımsız olarak serinin acımasız, acı verici bir son ile kapanacağını düşünüyorum çünki berserk serisi karanlık fantazi unsurlarının en diplerinde yani bu seriye yüzeysel ''kurtulduk mutlu son'' benim kanaatimce uymaz tartışmaya açıktır. Beserkte okuyucuyu memnun edecek bir sondan ziyade iyiliğin her zaman kazanamayacağını ve kazansada büyük fedakarlıklar ve acılar yaşaması gerektiğini sonuna kadar hissettirerek sonlanması lazım o şekilde daha akılda kalıcı olur. Benim düşüncem bu.
 
Beserk'e ilk başladığım yıllardan beri hep bi tutkuyla bağlandım serideki o karamsarlık ve mutlak çaresizlik içinde verilen acı dolu mücadeler, zafer denilen olguların bile hep bir hüsran ve acı ile perdeli olması heycanımı diri tuttu. Eskiden berserkte görece iyi bir son olacağını düşünürdüm fakat artık son yıllarda seride olan olaylardan bağımsız olarak serinin acımasız, acı verici bir son ile kapanacağını düşünüyorum çünki berserk serisi karanlık fantazi unsurlarının en diplerinde yani bu seriye yüzeysel ''kurtulduk mutlu son'' benim kanaatimce uymaz tartışmaya açıktır. Beserkte okuyucuyu memnun edecek bir sondan ziyade iyiliğin her zaman kazanamayacağını ve kazansada büyük fedakarlıklar ve acılar yaşaması gerektiğini sonuna kadar hissettirerek sonlanması lazım o şekilde daha akılda kalıcı olur. Benim düşüncem bu.
Karanlık fantazinin açılış kapısı demek daha doğru berserk'e en dibi fazla iddialı ama sonu kısmına gelirsek ben acı-tatlı bir sonu tercih edeceğini düşünüyorum (seride mesajların bir yere bağlanması için çünkü öbür türlüsü 15 yaşında ergen tavrına çok kaçıyor) her ne kadar mutluyla bitmesi gerektiğini ama gereksiz pohpohlama yüzünden kimsede mutlu son yazacak cesaret yok neyse bu başka konu. Guts'un griffith'le beraber kendini götüreceği bir son en olası son gibi görünüyor he hiç kimse bunu göremeyecek çünkü bu seri bitemeyecek.
 
Karanlık fantazinin açılış kapısı demek daha doğru berserk'e en dibi fazla iddialı ama sonu kısmına gelirsek ben acı-tatlı bir sonu tercih edeceğini düşünüyorum (seride mesajların bir yere bağlanması için çünkü öbür türlüsü 15 yaşında ergen tavrına çok kaçıyor) her ne kadar mutluyla bitmesi gerektiğini ama gereksiz pohpohlama yüzünden kimsede mutlu son yazacak cesaret yok neyse bu başka konu. Guts'un griffith'le beraber kendini götüreceği bir son en olası son gibi görünüyor he hiç kimse bunu göremeyecek çünkü bu seri bitemeyecek.
Berserk mutlaka bitecek. Mori ölse bile en azından Miura'nın son panelini stüdyoya bırakır öyle bitirilir ki şu an öyle yapıyorlar. Başka türlü nasip olmaz zaten.
 
Korsanfan.com Her Hakkı Saklıdır. 2008-2023.
Tasarım Korsanfan V.6.0
Yukarı Çık